← Yazılar

Hedefimiz Duyguları Azaltmak mı?

Terapiye gelen pek çok kişi aynı şeyi ister: Kaygı biraz azalsın, üzüntü biraz hafiflesin. Anlaşılır bir istek. Ama hedef bu olmamalı.

Yazan: Dr. Seher Cömertoğlu Yalçın

Panik atak geçiren kişi korkunun gitmesini ister. Sunum öncesi kalbi çarpan kişi heyecanın dinmesini. Kimse zor bir duyguyu severek taşımaz; terapiye de çoğu zaman o duygu azalsın diye gelinir.

Bir annenin özlemi

Çocuğunu kaybetmiş bir anne düşünün. Her sabah, her yemek masasında, her boş sandalyede onu özlüyor. Bu özlemi azaltmak ister miyiz? Hayır. O özlem, çocuğuna duyduğu sevginin bugünkü biçimi. Onu küçültmeye çalışmak, sevgiyi küçültmeye çalışmak olurdu. Annenin ihtiyacı özlemin azalması değil; özlemle birlikte sofraya oturabilmek, diğer çocuğuyla oyun oynayabilmek, bir gün yeniden gülebilmek.

Bu örnek uç görünebilir ama aynı şey daha küçük duygular için de geçerli. Sunum öncesi heyecan, işinizi önemsediğinizi gösterir. Bir arkadaşınızın sözüne kırılmanız, o ilişkinin sizin için değerli olduğunu. Zor duygular çoğu zaman önem verdiğimiz şeylerin hemen yanında durur.

Azaltmaya çalışmanın bedeli

Üstelik bir duyguyu azaltmaya çalışmak çoğu zaman tersine işler. Birinden beyaz bir ayıyı düşünmemesini isteyin; ayı aklına daha sık gelir.1 Duygularla da benzer bir şey olur. Kaygı hissetmemek için kalabalıktan kaçan kişi kaygıdan kurtulmaz, dünyası küçülür. Üzülmemek için konuyu hiç açmayan kişi üzüntüden kurtulmaz, yalnız kalır. Duyguyla verilen savaş, çoğu zaman duygunun kendisinden daha yorucudur.

O zaman hedef ne?

Kabul ve Kararlılık Terapisi’nde hedef duyguları azaltmak değil, duygular oradayken sizin için önemli olanı yapabilmek. Kaygı sunuma eşlik eder, sunum yine de yapılır. Özlem sofraya oturur, yemek yine de yenir. Buradaki kabul, boyun eğmek ya da duyguyu sevmek demek değil. Duyguya yer açmak ve onunla savaşmaya giden gücü hayata harcayabilmek demek.

İlginç olan şu: Savaşmayı bıraktığınızda duygu çoğu zaman kendiliğinden yatışır. Ama bu bir yan etkidir, hedef değil. Hedef hâline getirdiğinizde savaş yeniden başlar.

Seanslarda

Bu yüzden terapide asıl soru “Bu duyguyu nasıl azaltırız?” değil, “Bu duygu sizi neden alıkoyuyor?” olur. Cevap çoğu zaman bir ilişki, bir iş, ertelenmiş bir hayattır. Çalışma oraya doğru ilerler. Duygu da, bazen hafifleyerek bazen olduğu gibi, yol boyunca eşlik eder.

Büyük kayıplarda bu özellikle önemli. Özlem geçmez ve geçmesi gerekmez. Ama hayatın tamamını durdurmaya başladığında, onunla birlikte yürümeyi öğrenmek için destek almak iyi gelebilir.

Kaynaklar

  1. Wegner, D. M., Schneider, D. J., Carter, S. R., & White, T. L. (1987). Paradoxical effects of thought suppression. Journal of Personality and Social Psychology, 53(1), 5–13. doi.org/10.1037/0022-3514.53.1.5
  2. Hayes, S. C., Wilson, K. G., Gifford, E. V., Follette, V. M., & Strosahl, K. (1996). Experiential avoidance and behavioral disorders: A functional dimensional approach to diagnosis and treatment. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 64(6), 1152–1168. doi.org/10.1037/0022-006X.64.6.1152
  3. Hayes, S. C., Luoma, J. B., Bond, F. W., Masuda, A., & Lillis, J. (2006). Acceptance and commitment therapy: Model, processes and outcomes. Behaviour Research and Therapy, 44(1), 1–25. doi.org/10.1016/j.brat.2005.06.006

Destek almak isterseniz ilk görüşme için iletişime geçebilirsiniz →

İlgili yazıKabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) →